|
 |
|
RojaDersim.com Haber, News,Dersim ,Munzur ,Mamike ,Kalan, Dunya, Kültür kadin, Genclik, Ozgurluk, Tutsak ,Yasam, Resim video, Ovacik ,Hozat, Mazgirt ,Pertek ,Pulumur, Cemisgezek ,Nazimiye ,Tunceli, Spor Köşe Yazıları Bölümüne Hoşgeldiniz!.. |
|
|
| | DTP ile devlet arasındaki seçim | 
Yazar Adı: .:Haydar Isik:.
Yazar İletişim: haydar-isik@gmx.de
| Günümüz ulusal kurtuluş mücadeleleri, artık savaş ve şiddetle yürümüyor. Vietnem, Nikaragua ve daha pek çok diğer ülkeler silah zoruyla ulusal devlet kurdular. Birçok ülke de, ABD ve AB yardımıyla oluştu. Eski Yugoslavya ülkelerini düşünün. Peki Kürdistan ne yapacak? Kuzey Kürdistan’da Türk devletinin imha ve inkar siyasetinin sonucu olarak PKK ortaya çıktı. Aslında bu ortaya çıkış sebep değil sonuçtur. Ama Türk devleti, hile ve yalan ile ister şiddet, ister barış ve sivil yolu savunsun, özgür düşünen her Kürdü “terörist“ olarak lanse etti. Uçan kuşa bile şunlara “terörist“ de dedi. Kendisiyle konuşan siyasetçi Anıtkabirden sonra ağzını açınca; “Dur bakalım, önce terörist de!“ diyor Türk siyasetçiler. Yani yatıp kalkıp “PKK teröristtir“ dedikçe, sorunu çözmediler, uzattılar. Bush gider ayak en büyük gafını yaptı. “PKK, sizin, bizim, Irak’ın düşmanıdır“ dedi. Hillary Clinton, Ankara’da bu gafı tekrarladı. Halloldu mu? Kürt sorunu çözüldü mü? “Terörist“ demekle sorun çözülmez. Kürt halkı temel insani haklarını talep ediyor.
Ertuğrul Özkök’e kulak veriniz. 17 Mart’ta Hürriyet’te şunu yazıyor: “Geldiğimiz noktada, PKK, Türkiye’nin Kürt sorununda önemli bir aktördür. Zaten DTP adına yapılan gösterilerde, mitinglerde, bu durum bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır. O nedenle “Ben onu muhatap kabul etmem, şununla masaya oturmam” demenin de bir anlamı kalmadı. Türkiye, şu veya bu şekilde akan kanı durdurmalı. Hadi daha açık ve daha cesur bir ifadeyle yazayım: Öcalan, kanın durdurulması ve Kürt sorununun çözümüne gerçekten yardımcı olabilecekse, onun eli de itilmemeli. Ben kendi payıma artık bunları böyle adını koya koya konuşma zamanımız geldiğine inanıyorum. Benim ağırıma giden bu değil, kendimize ait Kürt sorununu başkalarının çözmesidir. Yani, bir plan yapılacaksa, onlardan daha cesur davranıp bunu biz yapalım ve şerefi de onlara değil bize ait olsun“.
Umarız Sayın Özkök’ün vicdanına gerçekten sağduyu hakim olmuştur. Düne kadar “terör“ yaftası altında “Kan!“ “Daha fazla kan!“ diyenler, ne oldu da birden değiştiler? Bana göre, Kürt halkının öncü gücü DTP’nin bunda önemli bir rolü vardır. Hatırlayınız: Leyla Zana meclis yemininde bir iki kelime Kürtçe konuştuğunda, Kürt siyasetçiler bile, “Söylemeseydi iyi olurdu!“ dedikleri hatırlardadır. Leyla on seneden fazla yattı ve çıktı. Kürt kadınının ve Kürt özgürlük mücadelesinin şanlı sembolü oldu. O bu yolu açmasaydı, Ahmet Türk, mecliste grubuna Kürtçe konuşamazdı. Bugün DTP mitinglerinde milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız Kürtçe konuşuyor. Tüm bunları DTP’nin duruşuna borçluyuz. Bu nedenle Özkök’ün kafasında düşünsel devrim meydana gelmiş olmalıdır. Demek oluyor ki, siyasi bir partinin doğru duruşu hem halkının, hem de eleştirenin tarafından er geç destek görebiliyor. Bu satırları yazarken, Fırat Haber Ajansı Türk ordusunun Dersim’de; çocukluğumda gittiğim Zağge’de hava destekli askeri saldırıya geçtiğini yazdı. Kuruluşundan beri saldırıyor bu devlet. Kürtleri alt etti mi? Hayır. Ama Kürtler de özgür olamadılar. Peki bu kördüğüm nasıl çözülür? Bence Özkök, zurnanın zırt dediği noktayı gösteriyor. Bu iş “terör“ sorunu değil, Kürt sorunudur. Bu da ancak muhatabıyla oturup konuşmakla çözülür.
Eğer Kürtler 29 Mart’ta DTP’nin etrafında toplanırsa, Kürdistan belediyeleri toptan alınrsa, hiç şüphesiz çözüm isteyen “Özkökler“ çoğalacaktır. Bu bir çeşit referandumdur. Ben kendimi yerelde de olsa yönetmek istiyorum, demektir. Kürtler bu siyasi bilinçle hareket eder, belediyeleri DTP’ye kazandırırlarsa, çok geçmeden yine Türk gazetecilerin yazdığı gibi, “iki Abdullah“ masaya otururlar. Kürdistan’da seçim Recep Tayyip’in Atatürkiyesiyle DTP arasında geçiyor. Diğer devlet partileri silindiler. Sadece Atatürk pozlarındaki Tayyip’in AKP’si kaldı. Ne demişti Recep: “Eğer Kürtler Arjantin’de devlet kursalar onunla savaşırız“. Ne demişti? “Düşünmezsen Kürt sorunu yoktur“. Ne demişti? “Tek millet, tek vatan...“ Ne demişti? “Güvenlik güçlerimiz kadın da olsa çocuk da olsa icabına bakacaktır“. Sonra bebelerin bedeni kurşunla doldu. AKP, din ticareti yapıyor. Çalıp çırpıyor. Kandırıyor. Beyaz eşya, para pul dağıtıp Kürtlerin onurunu kırıyor. AKP, savaş tezkeresiyle her gün dağlarımızı bombalıyor. Yetmemiş gibi Kürt ihanetçiler halkına karşı çıkarıldı. Kürtler açlık, sefaletle başbaşa bırakıldı. Ama onurlu Kürt direndi. Haklı olduğu, hakkı olan özgür Kürt olmak için çok özveri gösterdi. DTP, Kürdü nihai hedefe, özgürlüğe götürecek yegane Kürt partisidir. DTP’ye oy vermeyen, Türk devletinin şiddetine oy vermiştir. DTP’ye oy vermeyen Kürt, Kürtlüğe karşı durandır. Bu seçim DTP ile TC arasında yapılırken, düşüncesi ne olursa olsun; karşı olsun, ya da karşı dursun, yine de DTP’ye oyunu vermelidir. Ancak bu yolla, yani kan dökmeden, şiddet uygulamadan, barışçı sivil yoldan halkımızın kollektif hakları kazanılır. Türk devleti, sürekli olarak Kürtleri muhatap almak istemiyor. Ben yaparım oldu bitti, diyor. 29 Mart seçimi kesin kes Kürt tarafının adresini Türkiye ve dünyaya gösterecektir. Newroz kutlamalarına bakınca nereden nereye geldiğimizi düşünüyorum. 70’li yılların sonunda bir kaç yüz insan zar zor yanyana gelirdik, şimdi salonlara sığmıyoruz. Cuma akşamı Münih Belediyesinde Newroz Rezepsiyonuna katılacağım için Hanover Newrozu’na selam yolluyorum. Newroz piroz bo! |
|
| Okunma: 2171 | Eklenme Tarihi: Pazar, 22. Mart 2009 |
|
|
| |
Oy Ortalaması: 2.33 Toplam Oy Sayısı: 3
Kötü
|
|
|
|
 |
|